26 Ekim 2012 Cuma

bir ölü bir yaralı var kalbinde -bölüm 19-


ulan o kadar güzel uyuyordu ki
hergüzel şeyde aklıma gelen negatiflikler gelmeye başladı
bu kızın boynu ağrır mı
ailesi nerde kaldı amk bu kız der mi?
neden kaldırmadın diye kızar mı
aklıma gelenlerin amk
insan ömründe kaç kere uyur ki sevgili dedikleri omuzda
hiç sesimi çıkarmadan belki uyanmasını bekledim
belki de anın tadını yaşamak
o kadar kıpırdamamaya çalıştım ki
nefesimi tutayım derken
bi kaç dünya rekoru kırmış olabilirim
mutlu mesut salak salak sırıtırken uyuyakalmışım bende
ben ne zaman yatağa geçtiysem?
sabaha karşı 6 gibi uyandığımda
yatağımdaydım
götüm başım tutulmuş
bir de o kadar para verdik amk koltuğuna
ama tuğba gitmişti
onun da ne zaman kalkıp gittiğine dair en ufak bir fikrim yoktu
yat amk bu saatte ne işin var ayakta diyerek
kendimi uyanıklıktan siktir edip
tekrar yattım
her zaman kalktığım saat olan 11 gibi kalktım
mesaj yok
herhalde,dün gece eve gittikten sonra uyuyamadı veya geç uyudu
o yüzden uyanmamıştır diyerek
kalkıp dükkana gittim
saat 1 e gelirken
henüz mesaj gelmemişti
*günaydın,uyuyor musun hala mesajını yapıştırdım büyük bir heyecanla
ama yine cevap gelmedi
vay arkadaş ne uyurmuş bu kız
saat başı mesaj atmaya başladım
akşam 5 oldu hala mesaj yok
arıyorum cevap da yok
sikerim dükkanını deyip çıktım dükkandan
önce biraz daha beklemek için eve çıktım
biraz bekleyip tekrar aradım
amk telefonu benim evde unutmuş
ama yedek anahtarla alabilirdi
indim aşağı
çaldım kapılarını
nevin tezye açtı
-tuğba evde mi nevin teyze
*evde hayırdır?
-bişey vercektim de
bişey demeden içeri girdi
tuğbayı çağırdı
-merhabaaa dedim mutlu bir şekilde
*merhaba dedi somurtarak
-bişey mi oldu dedim aynı anda telefonunu da uzattım
*ben seni ararım görüşürüz deyip kapattı
meraktan eve de gidemedim
ama olayı telefonla arayarak anlatmak yerine
mesaj yolu ile anlattı
-kusura bakma selim,dün gece uyuya kalmışım eve saat 4 gibi gittim,annem de babamda uyumamış,
beni beklemişler,babam beni görünce yattı,annem de kızım birisi görse o saatte ordan çıktığını ne der diye kızdı
biraz...
*seni uyandırmam gerekirdi benim hatam özür dilerim,dün geceki hazırladığın o güzel gece için hakettiğin bu olmamalıydı
-uyumaması gereken bendim,dert etme lütfen
*çok mu kızdılar
-kızmak değil de ben onlara 12 gibi gelirim demiştim,senin yanında olduğumu bildikleri için mesaj yazıp aramak da istememişler
*seni de zor durumda bıraktım kusura bakma
-selim senin hatan değil diyorum üzülme lütfen
*yapabileceğim bişey var mı?
-şimdilik yok teşekkür ederim sonra görüşürüz olur mu?
*tamam bende işe gideyim o zaman dedim
kolay gelsin mesajı ile mesajlaşmamıza son vermiş olduk
eve kadar gelmişken
bir duş alayım öyle gideyim dedim yaz günü
duşu aldım
gömlek falan ne varsa sallamışım yerlere
kirlileri toplayıp çamaşır makinasına götürürken
dün gece giymiş olduğum gömleğin
omzunundaki makyaj izlerini gördüm (makyaj izi derken kokonalar gibi makyaj yapmış diye hayal etmeyin,hafif bi makyajdı)
o gömlek yıkanır mı?

tuğba ile olan münasabetimiz
iki gün boyunca telefonda kaldı
bugün görüşmesek olur mu teklifini kırmadım
3 gün sonra herşey normale döndü
burcunun gelinliğini denemek ve almak için burcu ile buluşmaya onu ben götürdüm
evden onu alırken
annesi bana hiç tatsız davranmadı
hatta halimi hatrımı sordu
kadir pezevengi amı götü dağıtmış halde
yok düğün salonuydu
yok davetiyelerdi
yok düğünde içilecek meşrubatıdır,pastasıdır
alkolik camia için içkisidir
gelin arabasıdır(benim araba biraz spor kaçtığı için olmazmış)
takılardır
düğün için gelicek akrabaların yerleşim ayarlamaları ile yardırırken
tek yaptığı iş sıkıldığı zaman beni arayıp sakın evlenme oldu
üstüne üstlük pezevenk bir de benim düğün fotoğrafçısı olmamı isteyince iyice sinirlenip
siktir ettim
belki biraz kalbini kırmış olabilirim o anlık ama
sonra bizza gelip
-özür dilerim selim en yakın arkadaşımla düğünde karşılıklı oynamak varken öyle bir teklif yaptığım için dedi
*bunun farkına geç varma diye siktir ettim zaten dedim
gelip özür dilemesi yada hatasının farkına varması hoşuma gitmiş olucak ki
sıkıştığı ve karar veremedikleri konularda
tuğba ile beraber onlara yardım ettik
damatlık seçimi için bir mağazaya gittiğimizde
kadir bize o nasıl bu nasıl diye sorarken
-bence biz hiç karışmayalım,burcunun hayallerinde nasıl bir damat varsa öyle giyindirsin seni dedim
aynen öyle oldu
bu olucak nokta dedi burcu
hep beraber otururken kadir fotoğrafçıyı bulduğunu söyledi
-düğünü mü çekicek diye sordum evet cevabı geldi
müzisyenler de tamamdı
herşey hazırdı artık
düğünün bir gece öncesi kına gecesini burcuların evlerinde yapıcaklardı
tuğba,tuğbanın annesi ve babasını da alarak kına için burculara götürdüm
sonra tuğbanın babasını da alıp erkekler için ayrılmış kısımda
küçük fasıl tadındaki ortama katılıp
kadınlardan gelicek haberi bekledik
üzerinize afiyet o gece hem gelmiş olan babamdan
hemde tuğbanın babasından gizlenerek damatla beraber
bokunu çıkarmamak kaydı ile bi kaç kadehte içki içtik
kadınlar kınayı tamamladıktan sonraki oturma merasimini de tamamlayıp erkeklere haber verdiler
muhtemelen bana haber vericek kişi tuğbaydı
gitmeye hazır olduklarını belirten aramayı yaptıktan sonra
onları beklerken
tuğba hızlı adımlarla gelip
eline yaktırmış olduğu kınayı gösterirken çok mutluydu
ben babasının ve annesininde yanımızda olması sebebi ile
uyuma olayı gecesinden dolayı pek rahat davranamadığımdan
-çok güzel olmuş tepkisi verebildim sadece
gidelim denildi
tuğbanın yanına yaklaşıp
-ben 3 bardak içki içtim dedim
*aferim selim diye kızdı
bana başka bişey demeden
baba sen sürer misin lütfen selim elini incitmiş dedi
ah öyle mi ne oldu var mı bişeyin diye bakındılar elime ben şaşırmışken
sonra babası geçti direksiyona
eve doğru giderken
kesin ağzıma sıçtı bu kez diye ödümle bokum birbirine dayalı şekilde apartın önüne geldik
annesi ve babası asansöre önden bindi
asansörü beklerken
suçlu olduğumu düşündüğüm için susuyordum
asansöre bindik
daha ilk kata çıkmadan ayakta iken başını yine omzuma koydu
bu durum onların kata gelmiş olmamıza rağmen değişmedi
sonra başını kaldırıp
-yarın kaçta kalkıcaksın dedi
*kızdın sanıyordum dedim
-anlık tepkiydi,yarın burcu yanında olmamı istedi
*bende kadirle beraber olucam
-beraber gidermiyiz?
*erkenden kahvaltıya götürelim mi onları?
-bilmiyorum ki müsait olurlar mı?
*ben ararım kadiri,sana haber veririm
-tamam bende burcuyu ararım
*tamam görüşürüz o zaman
-selimm
*efendim
yaklaştı yanıma önce biraz baktı yaramaz çocuk mimiği ile
-efendim dedim
uzanıp yanağımdan öperek hiç birşey demeden kapattı asansörün kapısını
bu kadar çok duyguya tek bi isim koysalar da yazarken zorlanmasam amk
hangi birini yazayım
sevinç,heyecan,gülümseme,
hayallerin gerçekleşiyor oluşuna ve
onu mutlu edişime sevinme
mutlu ettiğim için kendimle gurur duyuş
onu mutlu ederken ailesinin de mutlu ediyor olmam
ve en önemlisi
aşkların sadece filmlerde gördüğüm sahnelerine
hassiktir lan ordan öyle duygu mu olurmuş
biz neden yaşamıyoruz amk diyemememe seviniyordum
anlıyordum lan artık
film yıldızlarının başrol oyuncularını...
gece bir süre mesajlaşma trafiğine
telefon ile kaldığımız yerden devam ettik
ben sihrin bozulmasından korktuğum için
sizin de bildiğiniz üzere o gece benim için yaptıklarını
ve öpücük olayını hiç telafuz etmiyordum
son karar olarak sabah erkenden kalkıp
tüm gün onların heyecanını beraber yaşamak istedik
tuğba fotoğraf makinamı da getirmemi istedi
onu kırmak olmazdı
halbuki ben sanatı bitirdiğimi sanıyordum
nerdesiniz*şurda
tamam geliyoruz tuğba ile*hadi çabuk bekliyoruz
tabi herşey tahmin ettiğimiz gibi gitmiyor bazen
gelin ve damadın
kuzen akraba ve diğer arkadaşları da çeşitli zamanlarda onlarla beraberdi tüm gün
o günün hatırası kalması için
bugünlerde de hemen hemen her düğünde yapılan
düğün günü filmetme olayını gerçekleştirdik
bu filmin gönüllü kameramanı ve fotoğrafçısı ben
spikeri ise yine gönüllü olan tuğba oldu
filme tuğbanın konuşması
tarih söyleminin arkasından gelin ve damadın
düğün günü ilk kez buluşuyorlarmış gibi yeniden karşılaştırılması
gelini alıp boğaza nazır
oldukça boku çıkarılmış
kuş sütünün bile hangisi olduğunu seçmekte zorlandığım bir kahvaltı masası çekimi ile devam ettik
spikerimiz tuğba gelin ve damada neler hissettiklerini sorarken
zaten espirili olan gelin ve damattan
*beni zorla evlendiriyorlar bu da kayda geçsin lütfen
*burdan eski manitalarıma sesleniyorum,şey işte ulan benim hiç eski manitam olmadı ki
gibi espirilerle güne formda başlamışlardı bile
ben onları çekerken ki gülümseyişim
aslında tuğbanın onları izlerkenki mutluluğunaydı
kadirin ve burcunun muhtemelen o gün 100 er tane arayanı oldu
arayanlarla konuşmalarını
konuşurken onları sallamaya çalışmalarını da filme alınca hayli komik sahneler çıktı
araba ile bir oraya bir oraya derken
nihayet öğlen yemeğine mütakip
önce evlerine gittiler
onlar evde hazırlanırken ben tuğbayı evine bırakıp
üzerini giyinmesini bekledim
kendi takım elbisemi de alıp
burcularla kuaförde buluştuk
kadir damat traşı
ben damadın arkadaşı traşı
burcunun kız arkadaş kuzen ve annesi saç baş derken
ben yapmakta olduğum çekime devam ediyordum
tuğba da kaynaştığı kişiler  ile röportaj yaparken çok eğleniyordu
tuğba ile en son onları kuaför çıkışında çekip
tuğbayı yemeğe götürmek istedim
karşı da çıkmadı zaten
başbaşa ama acelemizden dolayı pek romantik olamayan yemekten sonra
tuğbanın annesi ve babası kendilerinin gelebileceğini söylediler
biz de direk düğüne geçtik
annemlerde gelmiş olduğu için önce ben nereye geçeceğimi şaşırdım
bir süre tuğbayı bırakıp
annemlerle oturdum
ali amcayı tekrar tebrik ettim
burcu ve kadirin gelmesi ile birlikte çalan dans müziğine
tuğbayı kaldırmak için hareketlendiğimde
zaten beni bekliyor gibi gözüküyordu
annesi ve babasından müsade istedikten sonra
dans eder olmuştuk
elleri dirseklerine kadar boynumda
ellerim belinde
bana öyle güzel güzel bakarken
keşke çok güzel görünüyorsun demeseydim
nerden bilirim
utanıp başka yere bakacağını?
yada iyi ki demişim lan
sonra kulağıma yaklaşıp
-utandırma diye fısıldadı
gülümseyip
-bu güzelliğini değiştirmiyor ama
  * yapma lütfen diye bana tatlı tatlı kızdı
ama bana utanmaktan bahseden kişi
hiç benim annemin ve babamın beni izlerken ne kadar utandığımın farkında değildi
dans olayını bitirdikten sonra nereye oturacağım lan şimdi ben derdine
kadirin yanına takılarak son verdim
zaten kadir sürekli onunla beraber oynamamı istiyordu
amiyane tabirle kadir ve burcunun eş dost ve akrabaları hayli oynak çıktı
hay temponuzu sevsinler  hepsi haplanmış da gelmiş gibi oynuyordu
ben pek oynamayı sevmeyen birisi olarak
o gece tuğba ile yakınlaşabilmek için
pistte diğerlerinin arasında sallanmaya başladığımda
tuğba yanıma yaklaştı ve
-ritmi tutturabiliyor musun bu sefer diye sordu
o geceyi hatırlayıp önce biraz gülümsedikten sonra
çok kısa süreliğine rakınrol(bu amk nasıl yazılıyor lan amerikalısı başka ingilizi başka yazıyor bende türkçesini yazdım)yaptı
tuttu beni yapmamam için
biraz daha oynadıktan sonra
kadir tutturdu bana içki ayarla diye
-lan olm ayakçın mıyım amk ben senin şurdan piçin birine söyle doldursun gelsin işte dedim
   *sen içmiyecek misin amk
-dur tuğbaya bi sorayım önce
   *ya bi siktir git selim amma ödlek çıktın aga yaa
-seni de görücem ben yavşak herif
   *haha sen daha seviyorum da diyemedin dimi?
-göt müsün olm sen ben sana yardım ediyom sen benle makara yapıyorsun
   *makara değil salak gaz veriyorum,burcuya söylemiş seni sevdiğini,kendi mutluluğumuz kadar sizinkini de istiyoruz
-valla mı lan içki köpeğin olsun kardeşim benim hemen getiriyorum
   *arbayt pis köle,wo iz mayne visk kola gibi iğrenç bir espri yaptı
tuğba da haklı galiba burcunun ağzında da bişey ıslanmıyor
amaan neyse amk benim işime yarayacak bilgi vereni gammazlıkla suçlamam hainlik oluyor
kadirin diğer kankilerinden
gidip bi bardak kola görünümlü viski kola doldurup kadire getirdim
getirdiğimi gören tuğba bana bakıyordu biraz garip bi şekilde
telefonu çıkarıp
-ben içmiyorum yazdım  
   *istiyorsan iç taksiyle döneriz merak etme yazdı
ulan içsem mi içmesem mi derken
sahnede oynayanların kafasını yaşayabilmem için
içeyim bari dedim
gerçi onların kafasına erişmek için kafaya huni takmam lazımdı ama olsun
ali amcada babamı almış yanına
diğer arkadaşları ile hafiften götürüyorlar içkiyi
iki bardak içtikten sonra
tamam amk bu kadar yeter
gene bi bokluk yapar gecenin anasını sikerim diye kendimden korktum
hem annem babam arabayla geldiğimi biliyor
içiyor olmamdan endişelilerdi
hemde tuğbanın annesi ve babasına karşı
belki arasıra içen ama asla sapıtmayan birisi olarak gözükmem gerekiyordu
takı merasiminde
tuğba ile almış olduğumuz birer tane
tam altını onlara taktıktan sonra
gecede bitmeye yüz tuttu
millet yavaş yavaş ayrılırken
son resimler çekildi
sıramızı bekledikten sonra
tuğba ben kadir ve burcu 4lüsü olarak da bir kaç resim çektirdikten sonra
tuğba arabanın anahtarını isteyip babasına benim yanımda verirken
-selim alkollü araba kullanmak istemiyormuş burda kalmasın baba siz götürür müsünüz dedi
*ne zaman gelirsin kızım diye sordu annesi
bir saati geçmez anne yorulduk bugün sabahtan ber koşturuyoruz dedi
onlar gittiler
kadirleri de uğurladık
-nasılsın diye sordu alkolün ne derece etkilediğini kastederek
   *iyiyim dedim
-çok güzel geçti düğün
   *evet
-adlarına çok sevindim
bu geyik uzunca sürerken
aslında gecenin kısa analizini yapıyorduk
taksiye binmeden önce
-çok yoruldum selim,eve gitsek olur mu diye sordu
  *tabiki diye cevapladım
takside iken veya asansöre bindiğimizde
tahmin ettiğim veya hayal kurduğum gibi el tutma veya başı omza olayı olmadı
son ümit olarak asansörden çıkarkenki gelişecek olayları bekliyordum
kısa sarılma sonrası görüşürüz deyip çıktı asansörden
kapı kapanmadan tuttum
-tuğbaa diye arkasından seslendim
   *efendim dedi kısık bir sesle
-sana doğum günün için bir hediye almıştım
   *hediye mi?
evet derken cebimden çıkardığım zarfı ona uzattım
-yine mi para derken asıldı suratı
   *hayır eve gidince okumanı istediğim bir kaç bişey
-hmm
   *tuğba
-efendim
   *seni seviyorum dedim ve asansörün kapısını kapatıp hemen çıkacağım kata bastım
hay amk ne salakmışım
beklesene sığır selim belki kız da bişey diyecek
asansörde tansiyon şeker kalp krizi riski ile karşı karşıyaydım
ha bi de oksijen eksikliği
 tüm asansördeki havayı tek seferde çekiyormuşum gibi geliyordu
bir yandan vay amk daha önce başka kızlara söylerken hiç böyle hissetmiyordum
ne oluyor lan diye olanları sorguluyordum
elllerim götüm başım titredi amk
orda dursam da ölürdüm zaten
yazdığım mektupta ne mi yazıyordu?
HEMDE ÇOK....

25 Ekim 2012 Perşembe

bir ölü bir yaralı var kalbinde -bölüm 18-


yolda yol olsa
her yer trafik yollarını siktimin memleketinde
eve geldik
arabayı park ettim
-lütfen yalnız binme selim dedi
    *emin olabilirsin dedim
teşekkür etti
beraber asansöre bindik
yine sadece tokalaşma ve görüşürüzden ibaret bir vedalaşma ile ayrıldık
eve geldiğimde aklımda iki tane plan vardı
birincisi kira konusunu çözmek
ikincisi de kadir ve burcu ile konuşmak
birinci plan için paraya ihtiyacım olduğundan
ikinci planla başlamaya karar verdim
aradım bacanağı
-kadir napıyon
   *oturuyoruz burcuyla
-ne zaman biter işin
   *hemen de bitirebiliriz hayırdır
-konuşalım biraz
   *dükkana geçerim birazdan
-tamamdır
dükkana gittim
bir müddet bekledikten sonra kadir geldi
-hayırdır
    *otur bakalım
iki de çay aldık
-kadir ilk seninle konuşmak istedim,ne yaptınız bu evlilik işini
    *daha net tarih koyamadık
-takriben?
    *o yaz sonu olsun diyor,ama herşeyi alamadık daha,babam da yardım ediyor ama adamı zor duruma sokmak istemiyorum
bana kalsa yaz başına sarkıtmak istiyorum
-sen tarihi maddiyattan dolayı mı ileri almak istiyorsun
    *ya bilader çekilmiyor,hem en iyilerini alalım diyor hemde hemen evlenelim diyor,yani yüz versem bir sürü borcun altına sokucak beni
-ne kadar ihtiyacınız var
    *zaten kiraya çıkacaz mecburen,bazılarının taksidini ödüyorum,bazı şeyleri de onun ailesi aldı,çok ilgileniyorlar
sağolsunlar,tam şu kadar lazım diyemem ama daha var,günlerdir vazgeçirmeye çalışıyorum kalbini kırmadan
-tamam vazgeçirmeye çalışma,eksik ne varsa söyle ben alayım,borcun bana olsun
    *lan olm olur mu öyle hiç
-lan bi de dediğimi yap amk
    *iyi tamam konuşurum burcuyla
-tamam ara şimdi
    *şimdi mi?
-evet ara gelsin bugün dükkandayım,bir de 3 ümüz görüşelim
 aradı kadir
bir süre sonra o da geldi
bir a4 birde kalem verdim ellerine
-hiçbirşeyiniz yokmuş gibi en baştan liste yapın sonra aldıklarınızın üzerini çizin dedim
ben biraz oyalanırken
onlar kavga ederek listeyi hazırladı
dediğim gibi düğün için ne gerekli ise yazmışlar
bir ocak kurmak için ocak söndüren bir liste
10bin tl civarında bir para ile hemen evlenebilirlerdi
çağırdım kadiri yanıma
-git ailenle mi konuşuyon,kızın ailesi ile mi konuşuyon kiminle konuşacaksan konuş,
bir düğün tarihi alın,bunları ben hallederim,hesabına da yazarım dedim
    *tamam bilader eyv dedi
dükkandan ayrılıp
bankadan para çekerek
geçmiş ayların hesabını yaparak
tekabül eden kira bedelini ve aidatı bir zarfın içine koydum
eve çıktım
-nasılsın yazılı bir mesaj gönderdim
  *annemle oturuyoruz sen nasılsın diye cevapladı
-dükkandaydım eve geldim,müsaitsen görüşebilir miyiz
  *bişey mi oldu selim?
-hayır,müsait olduğun zaman haber verir misin?
  *selim ne oldu lütfen söyle
-korkulucak bişey yok niye böyle heyecanlandın ki
  *evde misin şimdi
-evet

5 dakika sonra kapıyı çaldı
biraz baktı bana
-ne oldu dedi merakla
   *tuğba bişey yok,sadece şunu vericektim dedim zarfı uzatarak
-ya off bunun için mi görüşmek istedin
   *ne olduğunu biliyor musun
-mektup mu yazdın diye biraz da sevinerek aldı
zarfı açtığında suratı birden düştü
ters ters baktı bana
-şaka yapmayayım mı bundan sonra sana dedi
    *ben kiracıyım sende ev sahibi,gecikmeli bir şekilde kiramı ödüyorum,şaka nerde tam olarak anlayamadım
-içine bir kaç lira değil bir kaç satır yazsaydın daha çok sevinirdim ev sahibin olduğuma dedi
zarfıda bırakıp gitti
deneme yanılma yolu ile hata yaptığımı anlamış olmuştum
tamam hata yaptım ama kızın peşinden gidip
-tuğba,ev kiranı vermek istediğim için özür mü dileyecektim
ne siktirboktan bi durumsa içinden nasıl çıkacağımı çözemedim
tamam amk siki tuttuk bana bir sürü trip yapar şimdi bu diye de darlandım biraz
geçtim içeri
ne bok yiyeceğimi düşünürken yine kapı çaldı
-yürüyelim mi biraz selim dedi
ya bu kızın ayarları bozuktu
ya da ben oldukça tecrübesizdim
  *nereye dedim
-havalar güzelken yürüyelim işte
  *peki,bi kaç dakika bekleticem
-sorun değil bekliyorum
aşağı indik
kapıda iken onun da ne tarafa yürümek istediğine dair bir fikri yok gibiydi
bende olanları kavramaya çalıştığım
onu çözmekle meşgul olduğum için şapşal şapşal bekliyordum
-yürümek istemiyor musun yoksa diye sordu
    *ne tarafa gidicez dedim
seçti bir taraf
sanki labirentteyiz amk
götlük bende ya sağ ya sola gidicez zaten
-bişey sormak istiyorum selim dedi
    *buyur dedim
-kızdın mı bana dedi
    *kızmak demiyelim,anlayamıyorum sadece
-bazı mutluluklar para ile alınamıyor gibi ağır felsefi bir cümle kurdu
bu cümleden her sonuç çıkabilir olayı her yöne bağlayabilirdik ama deşelemedim
    *bazı kararları verirken kendini benim yerime koy,bir cd parası için benimle kavga ettiğini düşün,ben hala yanlış yaptığımı
düşünmüyorum
-herkes kendince haklı zaten,kapatalım bu konuyu lütfen dedi
    *almayacaksın yani öyle mi dedim
-hayır lütfen
    *bunun altında kalmama gerginliği ile mi yaşamamı istiyorsun
-hiç şeyin altında değilsin selim,konuyu kapattık
    *peki dedim imalı bir şekilde
-nereye gidelim diye sordu konuyu değiştirmek için
gittik oturduk bir yere
konuştukça konuştuk
hiç bir zaman eski sevgililerimden bahsetmemi istemedi
belki çok merak ediyordu ama hiç sormadı
gittiğimiz yerlerde ben ödeyeceğim dediği zaman söz geçiremedim
3 kere bir yere gidiyorsak birisini mutlaka o ödedi
hiçbir zaman gelmem demedi
veya bu konuda tehdit etmedi
ben teklif ettiğim zaman 100de 95 ine iştirak etti
en büyük tartışmamız nereye gideceğimiz veya ne yapacağımız konusunda oldu
gerilecek bir ortam olduğunu farkettiği zaman
haklısın dedi
gereksiz yere özür dilediği de oldu
benim kızabileceğimi düşündüğü hiçbir şey yapmadı
yemek konusunda ve diğer tüm konularda annesi bana herhangi bir şikayetle hiç gelmedi
o kadar iyiydi ki
bir sevgiliden daha çok
en iyi dostum gibiydi
annesi ve babası durumuzu bildikleri için
tuğba ile çıkmadan önceki samimiyeti kaybettiler
benimle aralarına biraz daha mesafe koydular
bu mesafenin sebebi artık kızları ile birlikte olan birisi olmamdan kaynaklı idi
her ne kadar beni çok sevselerde
bana çok yakın olarak tuğba ile arama girmekten kaçındılar
aşkı tuğba ve benim yaşamamı istiyorlardı,onlar mutluluğumuzu ilerden izleme taraftarıydılar
tuğbaya izin konusunda hiçbir sıkıntı çıkarmadılar
tuğba cevap verdiği sürece hep ona sordular nerde  olduğunu
ve her dediğine de inandılar
ben tuğbanın bana tüm yaptıklarına karşılık olarak
dediğinden hiç dışarı çıkmadım desem yeridir
eskilerden kalma kızların aramalarına kayıtsız kaldım
yolda gördüklerimden baş çevirdim
zaten evin önünde park halinde olan arabaya hiç onsuz binmedim
kadirlerin evlilik tarihi yaklaşınca da tuğbanın da bilgisi ile kadirde kaldı araba
bir buçuk ay böyle geçti
somut olarak
ilişkimizin ismini koymak dışardan bakıldığı zaman aşk
içerden bakıldığı zaman ise iyibir arkadaşlıktı
zira ne ben ona canım ve türevlerini söylüyordum
ne de o bana
henüz özledim bile demiyorduk
zaten seni seviyorum u hiç saymıyorum
kadirle burcunun düğünlerine 15 gün kala
ben dükkana daha çok gider
geceleri de daha geç gelir oldum
bu zamanlarda artan mesajlaşmalarımızda bile özledim yazmadı tuğba
özlediği zaman kendisi geliyor
oturabildiği kadar oturuyor,gitmek istediği zaman dükkanı elemana bırakıp eve kadar eşlik ettikten sonra
geri geliyordum
nedendir bilmem
onun bu hallerine bende ayak uyduruyor
daha önce defalarca açılmış olmama rağmen seni seviyorum diyemiyordum
bir gün dükkanda otururken haber vermeden yanıma geldi
-vaktin var mı biraz selim dedi
     *tabi buyur ne içersin diye sordum
-bişey beğendim de onu almak istiyorum ama senin de fikrini almak istedim dedi
     *tamam nedir?
-kıyafet
     *nerde peki
-almadım henüz ne zaman vaktin olur diye sordu
     *şimdi gidebiliriz istersen dedim
sevindi,kalktık dediği mağazaya gittik
düğün için bir kıyafet beğenmiş
-nasıl diye sordu beğenmemi istercesine mutlu bir şekilde
     *çok güzel dedim
-gerçekten beğendin mi
     *evet çok güzel gerçekten dedim
-sana da bişey ayırttım onu dener misin lütfen dedi
      *ama tuğba derken lafı ağzımdan alıp
lütfeni tekrarladı
      *tamam deniyorum dedim
girdim içeri harika ötesi bir gömlek seçmiş gerçekten
cuk diye de oturdu
-beğendin mi?
      *evet çok beğendim
-ama hiç beğenmiş gibi gözükmüyorsun
      *bu ikisini paketler misiniz?diyerek gerçekten beğendiğimi belirtmek istedim tuğbaya
gülümsemesi yeterliydi benim için
paketlemeler yapılırken
-bir şartla kabul ederim hediyeni dedim
      *ne şartı diye sordu
-sen bayram değil seyran değilken bana hediye alıyorsan,bende sana bu kıyafeti almak istiyorum
      *ya ama seni kıyafeti aldırmak için çağırmışım gibi olur
-gömlek kalsın o zaman mı diyeyim
      *tehdit ediyorsun ama
-lütfen dedim onun dediği gibi
ve benim dediğim gibi oldu
o bana gömlek
ben ona kıyafet aldım
iki gün bana o kadar iyi davrandı ki
sürekli nasıl olduğumu
yorulup yorulmadığımı
işlerin yoğun olup olmadığımı
yemek yiyebilip yiyemediğimi
aç isem bişeyler getirebileceğini
söyledi durdu
hepsine aynı iyilikle cevap verdim
ikinci gün sonunda gündüzden sormaya başladı bugün kaçta çıkarsın diye
-eğer bişey yapmak istiyorsan şimdi de gelebilirim dedim
ama her defasında hayır bişey yapmak istediğimden değil sadece soruyorum dedi
akşam 10 civarında da müşteri çok mu daha
yine iki de mi kapatırsınız
yorgun musun
uykun geldi mi diye sormaya başladı
hay amk kesin bi bok var amk
yada beni çok özledi herhalde diye düşünüp
1 saate evde olurum dedim
-iyi peki dükkandan çıkmadan önce haber verir misin lütfen dedi
herhalde beni ya kapıda yada pencereden görmek istiyor diye düşünüp
ona da tamam dedim
-dükkandan şimdi çıkıyorum
-şurdayım
-şuraya geldim
-apartın girişindeyim gibi mesajlarla eve geldim
ama tuğba ortalıkta gözükmüyordu
açtım kapıyı önce bi içeri gireyim sonra anlarız derdini diye
kapıyı açınca ışık ben yakmadan açıldı salondan
ne oluyor amk diye içeri girdim-----------(burda bıraksam sikerdiniz beni bayram bayram)
beyler odada muhteşem bir parfüm kokusu var
bir kaç adım attım
yemek masamın üzerinde yanan iki tane mum gördüm
bi kaç adım daha attım
tuğbanın yansımasını gördüm
ışığı açtığımda ise
üzerinde aldığım kıyafetten daha dikkat çekici olan bişey vardı
tuğbanın makyaj yapmış olması
önce gözlerime inanamadım
harbiden tuğba mı lan bu diye ikilemde kaldım
ama gülüşü onu ele verdi
çünkü kimse onun gibi gülemezdi
ben hala neler olduğunu anlamaya çalışırken
yanıma yaklaştı
1 adım mesafesinde durdu
yanlış bişey sormak veya söylemekten korktuğum için susmayı yeğledim
bir müddet gözlerime gözlerime derin derin baktı
heyecandan arka arka yutkunduğumu hatırlıyorum
ulan öyle güzellik mi olur amk
-selim
    *efendim
-selim
    *efendim
-bişey demiyecek misin
    *ne olduğunu anlamaya çalışıyorum şu an
-gördüğün kadarı ile ne anladın
    *makyaj yapmışsın
-başka
    *mum yanıyor
-başka
    *kıyafet çok yakışmış
-peki niye olduğunu biliyor musun
    *hayır
-burcu düğününde makyaj yapmam için ısrar etti,ama ben eğer yapacaksam ilk senin için yapmak istedim
    *çok güzel olmuşsun
-teşekkür ederim,aynı zamanda bugün doğum günüm
    *bilmiyordum,keşke haberim olsaydı
-sadece annem ve babamın haberi var,onlara da iki senedir kutlatmıyordum,bu 3.senesi ilk seninle kutlamak istedim
    *çok teşekkür ederim ama keşke haber verseydin,pasta falan yaptırıp hediye alsaydım
-gerek yok selim zaten hediyeyi almış oldun,pastayı da annem yapmış
    *ben yine de çok mahçup oldum,en azından annene sorup öğrenebilirdim tarihini
-lütfen bu benim seçimimdi,hadi pastayı keselim dedi
mumları yaktık
üfledi
-iyi ki doğdun dedim elimi tokalaşmak için uzatarak
     *teşekkür ederim diye uzattı elini
kestiğimiz dilimi bir tabağa koyup birer çatal aldık sadece
film seçtim izler miyiz dedi
tabi dedim neden olmasın
zaten hazırlığı yapmış kendisi açtı
bastı play butonuna
odanın ışığını da kıstı biraz oturmadan önce
başlarını biraz izledikten sonra
-hediye istenmez ama ben bir hediye istiyorum senden dedi
ben isteyeceği hediyeyi söylemesi için beklerken
-isteyebilir miyim diye sordu
    *tabi emret
-emir değil rica ediyorum,hatta yalvarırım
    -est. söyle lütfen
sarılmayı bırakıp
önce gözlerime baktı uzunca
-bundan sonra pastlarımı hep sen alır mısın lütfen dedikten sonra utanmış olsa gerek başını önüne eğdi
çenesinden tutup hafifçe kaldırdım
    *ben sana hediyemi seni ilk gördüğümde verdim tuğba dedim kalbimi vermiş olmayı kastederek
gülümsedi
filmi biraz daha izledikten sonra
o normalde o saatlerde uyuduğu için yorulmuş olsa gerek
esnemeye başladı
bir müddet sonra da esnemelerini engellemeye başladı
sonra başını omzuma koydu
ben uyur sanıyordum ama
kendi kendine tane tane konuşmaya başladı tüm içini dökerek
-bana alınabilecek tüm hediyeleri alacak kadar param vardı ama
hiçbirisi bir oyuncak ayı kadar sevindirmemişti beni,
o kadar çok korkuyordum ki benden vazgeçmenden,
senin vazgeçtiğini düşündüğüm anlarda ben hatırlatmak zorunda kaldım kendimi sana
hiç de kızmadım sana çünkü haklıydın,
başkasını seviyorum diyen birisini bırakmakla
hem beni anladığını düşünmek istedim
hemde gitmeyeceğine güvenmek
sonradan anladım daha güvenemeden seni görmemeye dayanamaz olduğumu
geç bile kalmışım aslında
devam etseydim eskisi gibi
gidecektin,belkide hiç gelmeyecektin
vazgeçtiklerim,boşverdiklerim,üzdüklerim,umudumu kestiklerim de beni bırakmaya başlayınca yalnız başıma
o zaman anladım değerini dedi
 ona yakın olan elimi avuçlarının içine aldı,kafası omzumdayken
yüzümü ona çevirip
diğer kolumla sarıldım
önce kıytırık bir sarılma oldu ama onun da sarılma isteği ile daha da rahatlaştı sarılma girişimim
-bundan sonra tek bir amacım var tuğba dedim
    *nedir diye sordu
-her aklına geldiğimde sana iyi ki dedirtmek
daha sıkı sarıldı
teşekkür mırıldandı
sonra başı boynumda elim omzunda
yüzlerimiz filme döndü
o ne yaptı bilmem ama ben pek izleyemedim filmi
filmin bitimine mütakip cast akarken bile hiç kıpırdamak istemedi
bende pek şikayetçi olmadığım için sesimi çıkarmadım
elimi tutarken ki cansızlığından anladım uyuduğunu....